31/10/2006
Zico , Gerets, Tigana...
Zico, Gerets, Tigana...
Ne kadar sevinmiştik imza attıklarında... Kolay değil; yakın geçmişte yeryüzünde üretilen "futbol kariyeri"nin kaymağını sıyırıp mütevazı futbolumuzun tadı kaçmış kadayıfını lezzetlendirecektik!
Zico, Gerets ve Tigana'dan, kim bilir neler öğrenecektik.
Futbol bir sanatsa, Leonardo, Picasso, Sinatra değilse bile, usta sanatçılardı ülkemize davet ettiklerimiz.
Bizi alıp taşıyacaklardı futbol aristokrasisinin üst localarına.
Ama...
Acayip bir irade vardı bizde.
Tarifsiz bir güç.
Yabana atılmayacak direnç, inat, dayanışma.
Sanatı, sanatçıyı sevsek de didiklemeden duramazdık. "Bir yanımız her şeye müsait" değil, "muhalif"ti... Narsist miydik, neydik...
Yontar, törpüler, kendimize benzetmeye çalışırdık herkesi.
Onlara da yaptık.
Zico, Gerets ve Tigana, doğrusu zayıf çıktılar.
Bizi kanatlandıracaklarına, bize teslim oldular.
Biat ettiler... Uyum sağladılar.
Bizden biri oldular sonunda.
Şimdi soruyoruz:
Zico, Gerets, Tigana bu muymuş ya?..
***
İşte Zico:
Zaten "sekizinci tercih" olarak şanssız bir giriş yapmıştı ülkeye.
Ardından, kafasındaki futbol şablonu ambale oldu "durumu kurtarmak için" yapılan yabancı transferlerle.
Bırakın takım kurmayı, elini koyacak cebini bulamadı bir süre. Sersemledi, dağıldı. Bu sırada yaylım ateşe başlayan eleştirilerle iyice zayıfladı.
Aldığı para tartışmaya açıldı. Kulübe göre fiyat çektiği söylentisi ayyuka çıktı.
Artık topun ağzındaydı Brezilyalı.
Son darbe Başkan'dan geldi, söylentiye göre:
"Şunu oynat, bunu oynatma"...
Yine söylentiye göre "boyun eğmiş"ti...
Niye toparlanıyordu Fenerbahçe?.. Bu balans ayarı sayesinde.
Günahı boyunlarına.
Oldu mu, olmadı mı Allah bilir. Lakin piyasada geçer fikir böyledir.
Ve sineye çekecektir Zico.
Artık bizdendir.
O bizi futbolun sihirli estetikleriyle mest edemedi ama biz ona "salla başı, al maaşı"nın anlamını öğrettik.
***
Gerets'in "modifiye" edilmesi biraz daha uzun sürdü.
Kolay değil; prensipleriyle yaşayan bir orta Avrupalı'ydı kendisi.
Dürüsttü, açık sözlüydü, ölçülüydü.
Öyle bir direndi ki değişmemek için, Galatasaray Yönetimi değişiklik yapıp "takviye" aldı.
Gerisi kolaydı:
"Kredisi tükendi", "Böyle gitmez" gibi özlü ve derin demeçlerle son dirençleri de kırıldı.
Kendisini "köpek kadar değersiz" hissetmesi sağlandı.
Operasyon tamamdı.
Kazanmıştık Gerets'i... Artık bizim kadar "buralı"ydı.
Bakın, Gençlerbiriliği maçından sonra hakemin odasına daldı ve "Sabri'ye nasıl kart gösterirsin" diye hesap sordu.
"Sıkıysa Fenerbahçe'ye de göster" gibi alaturkalıklardan kaçınmadı.
Serde Avrupalılık olmasa, bir de kafa çakacaktı neredeyse.
Kariyeriyle futbol yolumuzu aydınlatsın diye ithal edilmiş hoca, futbol labirentlerimizde yaşayan kabadayılara dönmüştü sonunda.
Harbi ol, canımızı ye; di mi ama?
***
Ve Tigana...
Futbolunu hayranlıkla izlediğimiz o renkli Fransız...
Zevkleri sofistike, teknik direktörlüğü sert ve tavizsiz.
O Tigana gitti, Fikirtepe'de kira ödemeden oturduğu evin sahibine posta koyan beleşçi geldi sanki:
"Daha 1,5 yıllık kontratım var"!
Nasıl oldu bu değişim?
Bizim gücümüz sayesinde.
Futbolcusundan başkanına, medyasından taraftarına kadar el birliği ile.
Tigana, UEFA'nın dayatmasıyla atandı sanki buraya.
Misyonu da Beşiktaş'ı mahvederek Türk Futbolu'na ağır bir darbe vurmak!
Her yaptığında art niyet aramakla başladık işe. Kimimiz "iş yavaşlattık", kimimiz "pasif direnişle" karşıladık kararlarını. Yalnız bıraktık. Tecrit ettik. Bilgileri sakladık.
Saçmalamaya zorladık.
"Türk futbolcuların alt yapısı yok"
Neee... Bize ha?..
Sanki biz hiç söylememiştik. Ama Tigana'nın bulunduğu koltuğa ve konumuna yakışmazdı.
Saçmalamıştı... Bayram ettik.
O kadar dengesi bozulmuştu ki, "ırkçı" lığa atıflar yapmıştı:
"Kazanınca sarışın mavi gözlüyüm değil mi"?
Koskoca Tigana'nın bizden bir farkı yoktu işte.
Avrupa neydi?.. Kariyer neye yarardı? Kim olursa olsun bir gerimlik siniri vardı.
***
Bu sezon da biz kazandık netekim.
Zico, Gerets ve Tigana'nın bizden bir farkı olmadığını ortaya çıkardık.
Gerçi onlardan almak istediklerimiz de güme gitti ama "zafer" keyifliydi.
Verdiğimiz dövize deydi.

0 yorum yazılmıştır